15 Ekim 2014 Çarşamba

3d Film İzlemek

Sinemanın yeni trendlerinden birisi olan 3d filmler oldukça ilgi çekiyor. İnsanın adeta içindeymişcesine alan ve sürükleyen bu ekranlardan bahsetmemek imkansız. Teknolojinin yeniliklerinin arasında devrim niteliğinde olan 3d filmler izlemek için yapmanız gereken buraya tıklamak, iyi seyirler.

25 Ocak 2012 Çarşamba

pilli bebek fotoğraf şarkısı

deneme



pilli bebek deneme
pilli bebek deneme
pilli bebek deneme

11 Ocak 2012 Çarşamba

Agaçlar Ayakta Ölür - Memduh Ün




Alesandro Casona'nın sahne oyunundan Safa Önal tarafından uyarlanmıştır. Sıradan bir yapıt olmamasına karşın , Ün bu filmiyle istenilen sinematografik çizgiyi tutturamamıştır. Yaşamından bıkan bir takım kişilere yaşamı yeniden kasandırmak tezi üzerine kurulan, yaşama gücünü yitirmiş, yaşamdan umudunu kesmiş , yaşlı bir kadının öyküsüdür. Yaşamının son yıllarını torununun özlemiyle ve acı içinde geçiren büyük anne rolünü Yıldız Kenter başarılı, duygulu bir oyunla yansıtır.

Günler Mavi Sakal







gunler gunler sonunda yasamin sonu
gunesler gunesler sensiz sonunce
artik uzulmek yetmiyor sensiz
ve ben sevgiyeeeee kelime bulamam bulamam.

o anlar o anlar ellerim ellerinde
bitmesin bitmeyecek inan ne olur
artik uzulmek yetmiyor sensiz
ve ben sevgiyeeeee kelime bulamam bulamam

tanrim bir ses ver bana anlatmaliyim sana
ozlemler, sevgiler, duygular adina...

uzaktan uzaktan duydum sesini
yosun kokusu sarmis icimi
artik uzulmek yetmiyor sensiz
ve ben sevgiyeeeee kelime bulamam bulamam.

15 Temmuz 2011 Cuma

Hayal Labirentleri

hayal labirentlerimdeyim yine

çıkmaz sokakları,

her yeri kaplanmış tuzakları ile..

kaybedilenlere bir adım yaklaşmak

kaybettiren hislerim inadına

yine yine beceriksiz hislerimle.


brkn. atk

12 Mayıs 2011 Perşembe

"Nothing else matters" gibisinden



Boşlukta olmak mutluluk verebilir mi insana ? Anlamsız ama salt. Hayatın yüklediği gereksiz sorumlulukların hükümsüzlüğüyle yüz yüze kalmanın getirdiği bir mutlulukta olabilir. Ne kadar umutsuzsak o kadar özgür, ne kadar özgürsek o kadarda salt mutlu.


Her ne kadar sevilmesede Pazarları, her ne kadar sevilsede gök yüzünün boktan karanlığı, ölüme yakın yada uzak olunsada, boşlukta olmanın mutluluğuyla hiç birşeyin bir önemi kalamaz, kalmamalıda. Bazen boşlukta paraşütsüz olduğunun ve bokun dibine çakıldığının yada çakılıcak olacağının farkında olmak bile , paraşütsüzlük bile anlamsızlaşmışsa iyi değilmidir ? İyi değilmidir boşluklardan başka boşluklara yol almak ; bilinmeyenliklerimize, bilipte bilmediklerimize, görüpte görmediklerimize, bizim olupta aslında bizim olmayanlarımıza, zamanla acıya varan boşluktalığımıza inat çakılmak.

28 Nisan 2011 Perşembe

Göztepe 1. Ligde


Göztepe' miz 1. ligde. Zorlu günler geçirmesine rağmen taraftarınca asla vazgeçilmeyen büyük bir sevda, hatta karşılıksız sevda özlediği eski günlere basamak basamak dönüyor.

Efsane tarihinde olduğu gibi, kendini büyük sanan Bizans hegemonyasına karşı; gerçek taraftarlığın dersini, lig tv'ci taraftara, çiğdem çitleyenine, takımı zirveye oynamadığında maçına gitmeyenine, transfere göre kombine alanına kendini tekrar göstermeye geliyor.

Sporu ve başta futbolu her geçen gün daha da kapitalizmin bir çarkı haline getiren ve sporcuya modern köle kavramı olarak bakanlara inat, şimdilik altınbaş ilede olsa taraftarının içerisinde yeşerttiği bu inançlarla geliyor.

Issız kuytu köşelerden and oldu ki dönüyoruz!

17 Mart 2011 Perşembe

Ray


onlar, bazıları hep doğrudur aslında. gerek duymazlar yanlış olduklarını düşünmeye o büyük inanclarının içinde..


kaybedişleride bundandır hep kazanması gerekenlerken.. aynı yöne farklı raylarda yan yana giden trendirler bazende.

peki biz bumuyuz büyük inancın kırılmazlığı için istasyon tabelaları aynı, iki ayrı kara tren sadece.

1 Mart 2011 Salı

Sansüre Kafamız !

Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 14.01.2011 tarih ve 2011/156 D iş sayılı kararı ile blogspot engellenmiş bulunmaktadır.

Girişler dns vs.vs yolla yapılabilir. Neden olarak ise 3-5 blogspot uzantılı sitenin lig tv maçı yayınlamasıymış. Kurunun yanında yaşında yandığı bu olayda; DEMOKRASİMİZ ve ÖZGÜRLÜKLERİMİZ her geçen gün daha da eminiz ki güz-ELLEŞ-tir-İLMEKTEDİR..!

1 Şubat 2011 Salı

the shawshank redemption'un abartılması

imdb'de ve diğer sinema sitelerinde hep yüksek puan alan, hep zirveye oynayan bir film ama aynı zamanda neden diye kendi kendime sorup cevabını bulamadığım bir film.
tamam senaryo güzel, oyunculuklar güzel, içerdiği duyguda güzel ama bu film aşırı abartılıyor arkadaş. bu film her yerde birinciliği haketmiyor. senaryo dediysek christopher nolan'ın memento'su var, inception'ı var, the prestige var. felsefe diyorsanız stalker var. gerçek sanat diyorsanız her bir çekim karesi çok şey analatan kubrick filmleri var. özgürlüğe hasreti anlatan filmler istiyorsanız jack nicholsan'un harikalar yarattığı one flew over the cuckoo's nest var.

ben bu saydıklarımın çoğunu the shawshank redemption'da da buluyorum ama çok çok az oranda. bir hapisane ve özgürlüğe hasretlik bu kadar abartılamaz. yılmaz güney'in duvar'ı bile daha acıklı, daha duygulu bir film olarak görüyor the shawshank redemption'un popüler kültürün abartması diye tamamlıyorum.

5 Ocak 2011 Çarşamba

12 MART

60 anayasasının halkı daha özgür bırakması sonucu halk o günden sonra daha örgütlü bir hal içine geldi.
Halk siyasetin içindeydi, işçi hareketleri arttı ve ilerki yıllarda ilk olarak sosyalist bir parti olan tip mecliste azda bir üyeyle
yerini aldı. Daha sonra çıkartılan bir yasayla meclisteki yerlerinden edildiler.
Dış ülkelerdede dahil artık 68'li yıllarda özgürlük bağımsızlık sloganları çoğu ülkede yer ediniyordu.Ögrenci hareketleri büyümüştü.

İlk her tür hareketten eylemlerle sürerken olaylar daha sonrasında siyasi kutuplaşmalara kadar vardı. Ülkemizde 12 Mart öncesinde işin içinede artık silah ve kan vardı.
Demirel hükümeti ilk olarak İnönü'yü devirir ve iktidarı alır(AP) 68 kuşagı öncesi. Aslında İsmet İnönü bu yolu açmıştır bir anlamda artık yaşlandıgını ve devletin başında
kalmak istemediğinin belirtilerini göstermiştir.
O yıllarda ve günümüzde askeri hareketler hep siyasetin içinde olmuş ve genelkurmay eski başkanlarının hep daha sonraları cumhurbaşkanı yapıldıgı gözlenmiştir.
Askeri baskıyı ensesinde hisseden iktidarlar rahat kararlar alamamaktaydı.

68 kuşagında ise sol iktidara karşı ve Abd'ye karşı büyük bir hareket içindedirler.Bazı meydanlarda işçi, ordu el ele sloganları duyulmaya başlanmıştı.
Sağ hareketler ise ilk olarak silahlanmaya başlarlar ve silahlı egitimler almaya başlarlar. Sol hareket ise buna karşın silahlanır ve bir kısmı Filistinde
eğitim almaya gider.(israile karşı gerilla yetiştiren filistin)
12 Mart döneminde önemli ve düşünülmesi gereken başka bir şey ise ; Abd Türkiyede iç karışıklıkmı istiyordu ?

Türkiye'ye Abd elçisi atanmıştı.Elçi ise daha önce CİA'de çalışmış ve Vietnam'da görev almıştı.Daha sonra bu Odtü'ye rektörle görüşmeye gönderilmişti. Bu dönemde arabası yakılan Abd elçisi vardı.
Abd'nin Odtü gibi bir yere elçisini göndermesi işleri iyice çığrından çıkartmaya yetmişti. Belkide bir karışıklığa misilleme olmuştu.

Başka bir noktada ise sol hareketler ellerinde Türk bayrakları yürüyorlar, sağ hareketler ise kanlı pazar diye geçen saldırıda yakalarında
Türk bayragı taşıyorlardı.Bir anlamda Türkiye'li Türkiye'liye saldırmaktaydı.

Darbeye öncülük edenler ; Muhsin Batur, Gürler iktidara karşı darbe hareketinin ordu içindeki öncüleriydi.Cumhurbaşkanı ise Cevdet Sunaydı.
Batur önderliğinde 12 Mart geldiğinde Türkiye tarihinde bir leke olarak kalıcak günlerden birisi ne yazık ki bu siyasal çercevede yaşanmıştı.

1 Kasım 2010 Pazartesi

Christopher Nolan




Memento ve İnception'un yönetmenliği ve senaristliğini yapmış Christopher Nolan her iki filmindede karakterlerin devamlı olarak psikolojik halini ekrana sezdiriyor.
Bu her iki filmdede müthiş bir kurguyla yazılmış senaryolar seyircinin filme devamlı olarak bağlı kalmasını sağlıyor.

Klasik senaryolar dışında Memento'da filmi sonundan başlayarak anlatan Nolan, İnception'da ise film içinde adeta 3-4 film çekiyor ve izleyicisini düşündürmeye,
düşündürürkende filme çekmeyi başarıyor. Zeka ve yaratıcılık yönünden ileri seviyede olan bu filmlerde kuşku yok ki başrolü sahnedeki oyuncular değilde Christopher Nolan
oynuyor. Henüz çok genç yaşına rağmen çok önemli filmlere imza atmış olan Nolan ileride daha da büyük bir efsane yönetmen olması bekleniyor.

Özellikle senaryolarında tek düzelikten öte ,çok özgün olması onu diğerleri arasından sıyrılmasını sağlıyor.

Kaybedenler Kulübü Radyo Kayıtları




Pek yakında filmi gösterime giricek olan "kaybedenler kulübünün" fikir babası olan kaybedenler kulübü radyo kayıtlarına bu başlık altında ulaşabilirsiniz.

Kaybedenler kulübü Kaan Çaydamlı ve Mete Avunduk'un Kent Fm'de yayında olan ve kaybedenlerin abonesi olduğu tam anlamıyla kült olarak tanımlanabilicek bir
programdır.

Bu linkten radyo kayıtlarının bazılarına ulaşabilirsiniz. Benim için efsane olanı ise bir programda İmf yetkililerine ana avrat sövülmesi =)


http://www.mediafire.com/?sharekey=3e7638925445419191b20cc0d07ba4d25fe710745d32c9dc

26 Ekim 2010 Salı

Empyrium - The Days Before Fall (Empyrium Yine Yeniden)




Çok kaliteli müzik yapmalarına rağmen pek kimse tarafından bilinmeyen Empyrium tekrardan birleşme kararı alaraktan yeni albümleriyle piyasada olacaklar. Albüm The Days Before Fall 29 Ekim tarihinde Prophecy Productions aracılığıyla çıkıcak. Empyrium aşırı derecede melankoli içeren, senfonik dark metal grubudur. Dinlerken ruhunuzu söküp uzak diyarlara götürecek yeni şarkılar yapıcağına eminim. Yeni albümlerinden albümünde adını taşıyan The Days Before Fall şimdi sizlerler olacak.

Son olarak öneri Empyrium yağmurlu yada bulutlu, bol alkollü, bol melankolik ortamda dinlenir. Dinlerken kesici ve yanıcı aletlerden uzak durunuz =) Bol Empyrium'lu günler.

16 Ekim 2010 Cumartesi

Bağımlılık Ağıttır - Requiem for a Dream




Requiem for a Dream toplumun 90'lar sonrası dejenere olmasını bir yumruk gibi suratımıza vuran bir yapım.Aile hayatındaki kopukluklar ve bunun getireceği olumsuz hayat anlayışı, en önemliside bağımlılığın tüyler ürperten iğrençliği gözler önüne serilmektedir.

Günümüzde de hala devam ettiği gibi televizyon kültürünün insan yapısını yaralayıcı programlar yapması başlıca konulardan birisi. Yarışmalar düzenleyerek insanları hayal dünyasının derinliklerine göndermesi, o toplumu gerçek hayattan uzaklaştırması bu filmde görebileceğimiz olaylardan birisi.
Toplumu televizyon yoluyla sadece kar elde etmek amacıyla bir kobay gibi kullanarak onun hiç işine yaramayacak kavramlara yönlendirmek, psikolojisini bozmak
suretiyle hastalıklı birer birey haline getirmek "bir rüya için ağıt" söyletmek bu kültürün içerisindedir.

Filmde görebileceğimiz başka bir önemli olay ise madde bağımlılığı üzerinedir. Madde bağımlılığının giderek yükselmesi bunun sonucu toplumdaki ahlak anlayışının yok olması, uyuyşturucu alabilmek için bedenlerin satılması toplumsal ahlakın önemini film boyunca tüylerimizi kimi zaman bizleri ürperterek göstermektedir.

Bağımlılık kelimesi günümüzde sadece uyuşturucu bağımlılığı olarak ön görümüzde yer edindiğinden diğer bağımlılıkları yok saymaktayız. Bir televizyonda bağımlılığa girmekte, zayıf olmasına rağmen aşırı zayıflama isteğide bir bağımlılık türüne örnek olarak verilmelidir.

Dram, suç konulu Requiem for a Dream aslında biraz düşündüğümüzde güvenli saydığımız dünyamızda bağımlılığa her an bir adım atabilirmişiz yada o bağımlılığın içinde olduğumuzu izleyicisine hissettiriyor.

Filmin yönetmenliğini Darren Aronofsky yapıyor anlatım dili olarak klasik dram filmlerinden farklı ve izleyiciyi başarıyla rahatsız ediliyor.

15 Eylül 2010 Çarşamba

1984 - Orwell

Öfke ve umutsuzluk taşıyan bir haykırıştı, bir çanın titreşmesi gibi uzayıp giden, derin bir a-a-a-ah iniltisiydi. Yüreği oynamıştı. İşte başladı, diye düşünmüştü. Bir İsyan!! Proleterler sonunda dizginlerinden boşanıyorlar.. Ses, açıkta kurulmuş bir pazaryerinden geliyordu. Oraya vardığında, yüzleri, batmakta olan bir gemide tutukluymuş gibi hüzünlü, iki-üç yüz kişilik kadın kalabalığını gördü. O anda genel umutsuzluk, tek tek kavgalara dönüşmüştü. Tezgahlardan birisinde, teneke tavalar satılıyordu. Hepsi berbat çarpık , çurpuktu, ama tencere türü şeyleri bulmak çok güçleşmişti. Kaplar bir anda satılıp tükenmişti. Başarılı olan bazı kadınlar, itişip kakışarak, başkalarını dirsekleyerek, tavaları ellerinde, kendilerine yol açmaya çalışırken, bu arada bir düzine kadın da tezgahın çevresine toplanmış, satıcıyı hak çiğnemekle, bazı kişileri kayırmakla ve malların bir kısmını saklamakla suçluyorlardı. Yeni haykırışlar yükseldi. İki öfkeli kadından saçları dağılmış olanı, tavayı yakalamış, berikinin elinden almaya uğraşıyordu. Bir anda birbirlerine girdiler ve tavanın sapı koptu. Winston olanları tiksintiyle izliyordu. Oysa bir süre önce iki-üç yüz gırtlaktan çıkan seste korkunç bir güç sezmişti.

Bu insanlar neden önemli sorunlar için de böyle bağırmıyorlardı!?


George Orwell - Bindokuzyüzseksendört isimli distopyasında geçen olayda ki gibi insanlarımız neden örgütlenemeyerek haklarının gasp edildiği, harcandığı, sömürüldüğü zamanlarda da gücünü kullanamıyor ?
İktidar sahiplerinin kendi egemenliklerini korumak için aldığı önlemlere bilinçsizce boyun eğen halk kırık dökük tencere için belki de daha çok kavga verecek!

27 Ağustos 2010 Cuma

Popülist Olmayınız!




Popüler kültürün bazı değerleri yok etmesi yada değerini düşürmesi boktan. Küçük İskender'in tiki edebiyatı yapan kesimce bu aralar ağızdan
düşürülmemesi bir anlamda mide bulandırıcı olabiliyor. O hikayelerdeki kötü karekter sensin aslında! Şimdiye kadar karşındakini sen "game over" hissine kaptırmışsın
suçlusun, o hikayedeki eyelpide sensin belkide yada kahperengine sahip kişilik senken nasıl olurda Küçük İskender fanı olup, ağızlardan düşürmemek başarılıyor.

Eller havayacılar, tiki veletler, Demet Akalıncılar, limonlu miller içiciler, sistemin önde bayrak sallayıcıları bi siktirin gidin!

Aman birde İskender'den sonra Disconnectus Eractus'a bulaşmayın zira mutlulukla tutunma eylemi içerisinde olduğunuzdan komik olur!

21 Ağustos 2010 Cumartesi

SENİ GÖRMEM LAZIM


Bulutsuzluğun Özleminden geliyor; siyasal bir çok mesaj içeren bir parça olsada...



Seni* görmem lazım !
Seni* bulmam lazım !
Seni* sevmem lazım
!


* = ?




http://www.facebook.com/?ref=logo#!/video/video.php?v=100548843311214&oid=2409491680

Görsem

Soluksuz kalıyorum her nefes alışımda sensiz,
Nefesim kesiliyor yavaş yavaş.
İşte o an;
Hep bir görsem diyorum ölmeden gözlerini,
Görüyorum uzaktan parıldıyor karanlık karanlık gözlerin.
Yatıyorum ben..Sonra gün oluyor.
Gün oluyor soluksuz kalıyorum yine
Bir görsem diyorum ölmeden bahar şenliği gözlerini!


N.Ş.Y

20 Ağustos 2010 Cuma

Ramazanda Bonus Günah Kampanyası

Ramazan ayı dolayısıyla bonus günah sistemi sanıyorum işlemeye başlamıştır artık. İçilen her damla alkol, hatta hatta normal su içmek bile bonus günah getiriyordur.
Alsancak ve orada pagos şarap içmenin günahı ise herhalde bonus + combonun combosu günah şekline girerekten günah kitabının sayfalarında yazıcak yer bile bırakmıyor
olabilir.

Konular hakkında çeşitli spekülasyonlar olsada örneğin oruçlu insanın karşısında birşey yemek günahtır diye söylenir fakat oruçlu insanın karşısında alkol içeren
birşey içildiğindede günahmıdır ? Öyleyse bu adamın canı alkol çekiyodur denilemez mi.. Her neyse sonuç olarak Ramazan ayı bonus günah ayıdır, cehennemde
bonus günahlarınızı bozdura bozdura harcamanız umuduyla! =)