hertelden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hertelden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mayıs 2011 Perşembe

"Nothing else matters" gibisinden



Boşlukta olmak mutluluk verebilir mi insana ? Anlamsız ama salt. Hayatın yüklediği gereksiz sorumlulukların hükümsüzlüğüyle yüz yüze kalmanın getirdiği bir mutlulukta olabilir. Ne kadar umutsuzsak o kadar özgür, ne kadar özgürsek o kadarda salt mutlu.


Her ne kadar sevilmesede Pazarları, her ne kadar sevilsede gök yüzünün boktan karanlığı, ölüme yakın yada uzak olunsada, boşlukta olmanın mutluluğuyla hiç birşeyin bir önemi kalamaz, kalmamalıda. Bazen boşlukta paraşütsüz olduğunun ve bokun dibine çakıldığının yada çakılıcak olacağının farkında olmak bile , paraşütsüzlük bile anlamsızlaşmışsa iyi değilmidir ? İyi değilmidir boşluklardan başka boşluklara yol almak ; bilinmeyenliklerimize, bilipte bilmediklerimize, görüpte görmediklerimize, bizim olupta aslında bizim olmayanlarımıza, zamanla acıya varan boşluktalığımıza inat çakılmak.

28 Nisan 2011 Perşembe

Göztepe 1. Ligde


Göztepe' miz 1. ligde. Zorlu günler geçirmesine rağmen taraftarınca asla vazgeçilmeyen büyük bir sevda, hatta karşılıksız sevda özlediği eski günlere basamak basamak dönüyor.

Efsane tarihinde olduğu gibi, kendini büyük sanan Bizans hegemonyasına karşı; gerçek taraftarlığın dersini, lig tv'ci taraftara, çiğdem çitleyenine, takımı zirveye oynamadığında maçına gitmeyenine, transfere göre kombine alanına kendini tekrar göstermeye geliyor.

Sporu ve başta futbolu her geçen gün daha da kapitalizmin bir çarkı haline getiren ve sporcuya modern köle kavramı olarak bakanlara inat, şimdilik altınbaş ilede olsa taraftarının içerisinde yeşerttiği bu inançlarla geliyor.

Issız kuytu köşelerden and oldu ki dönüyoruz!

1 Mart 2011 Salı

Sansüre Kafamız !

Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 14.01.2011 tarih ve 2011/156 D iş sayılı kararı ile blogspot engellenmiş bulunmaktadır.

Girişler dns vs.vs yolla yapılabilir. Neden olarak ise 3-5 blogspot uzantılı sitenin lig tv maçı yayınlamasıymış. Kurunun yanında yaşında yandığı bu olayda; DEMOKRASİMİZ ve ÖZGÜRLÜKLERİMİZ her geçen gün daha da eminiz ki güz-ELLEŞ-tir-İLMEKTEDİR..!

5 Ocak 2011 Çarşamba

12 MART

60 anayasasının halkı daha özgür bırakması sonucu halk o günden sonra daha örgütlü bir hal içine geldi.
Halk siyasetin içindeydi, işçi hareketleri arttı ve ilerki yıllarda ilk olarak sosyalist bir parti olan tip mecliste azda bir üyeyle
yerini aldı. Daha sonra çıkartılan bir yasayla meclisteki yerlerinden edildiler.
Dış ülkelerdede dahil artık 68'li yıllarda özgürlük bağımsızlık sloganları çoğu ülkede yer ediniyordu.Ögrenci hareketleri büyümüştü.

İlk her tür hareketten eylemlerle sürerken olaylar daha sonrasında siyasi kutuplaşmalara kadar vardı. Ülkemizde 12 Mart öncesinde işin içinede artık silah ve kan vardı.
Demirel hükümeti ilk olarak İnönü'yü devirir ve iktidarı alır(AP) 68 kuşagı öncesi. Aslında İsmet İnönü bu yolu açmıştır bir anlamda artık yaşlandıgını ve devletin başında
kalmak istemediğinin belirtilerini göstermiştir.
O yıllarda ve günümüzde askeri hareketler hep siyasetin içinde olmuş ve genelkurmay eski başkanlarının hep daha sonraları cumhurbaşkanı yapıldıgı gözlenmiştir.
Askeri baskıyı ensesinde hisseden iktidarlar rahat kararlar alamamaktaydı.

68 kuşagında ise sol iktidara karşı ve Abd'ye karşı büyük bir hareket içindedirler.Bazı meydanlarda işçi, ordu el ele sloganları duyulmaya başlanmıştı.
Sağ hareketler ise ilk olarak silahlanmaya başlarlar ve silahlı egitimler almaya başlarlar. Sol hareket ise buna karşın silahlanır ve bir kısmı Filistinde
eğitim almaya gider.(israile karşı gerilla yetiştiren filistin)
12 Mart döneminde önemli ve düşünülmesi gereken başka bir şey ise ; Abd Türkiyede iç karışıklıkmı istiyordu ?

Türkiye'ye Abd elçisi atanmıştı.Elçi ise daha önce CİA'de çalışmış ve Vietnam'da görev almıştı.Daha sonra bu Odtü'ye rektörle görüşmeye gönderilmişti. Bu dönemde arabası yakılan Abd elçisi vardı.
Abd'nin Odtü gibi bir yere elçisini göndermesi işleri iyice çığrından çıkartmaya yetmişti. Belkide bir karışıklığa misilleme olmuştu.

Başka bir noktada ise sol hareketler ellerinde Türk bayrakları yürüyorlar, sağ hareketler ise kanlı pazar diye geçen saldırıda yakalarında
Türk bayragı taşıyorlardı.Bir anlamda Türkiye'li Türkiye'liye saldırmaktaydı.

Darbeye öncülük edenler ; Muhsin Batur, Gürler iktidara karşı darbe hareketinin ordu içindeki öncüleriydi.Cumhurbaşkanı ise Cevdet Sunaydı.
Batur önderliğinde 12 Mart geldiğinde Türkiye tarihinde bir leke olarak kalıcak günlerden birisi ne yazık ki bu siyasal çercevede yaşanmıştı.

15 Eylül 2010 Çarşamba

1984 - Orwell

Öfke ve umutsuzluk taşıyan bir haykırıştı, bir çanın titreşmesi gibi uzayıp giden, derin bir a-a-a-ah iniltisiydi. Yüreği oynamıştı. İşte başladı, diye düşünmüştü. Bir İsyan!! Proleterler sonunda dizginlerinden boşanıyorlar.. Ses, açıkta kurulmuş bir pazaryerinden geliyordu. Oraya vardığında, yüzleri, batmakta olan bir gemide tutukluymuş gibi hüzünlü, iki-üç yüz kişilik kadın kalabalığını gördü. O anda genel umutsuzluk, tek tek kavgalara dönüşmüştü. Tezgahlardan birisinde, teneke tavalar satılıyordu. Hepsi berbat çarpık , çurpuktu, ama tencere türü şeyleri bulmak çok güçleşmişti. Kaplar bir anda satılıp tükenmişti. Başarılı olan bazı kadınlar, itişip kakışarak, başkalarını dirsekleyerek, tavaları ellerinde, kendilerine yol açmaya çalışırken, bu arada bir düzine kadın da tezgahın çevresine toplanmış, satıcıyı hak çiğnemekle, bazı kişileri kayırmakla ve malların bir kısmını saklamakla suçluyorlardı. Yeni haykırışlar yükseldi. İki öfkeli kadından saçları dağılmış olanı, tavayı yakalamış, berikinin elinden almaya uğraşıyordu. Bir anda birbirlerine girdiler ve tavanın sapı koptu. Winston olanları tiksintiyle izliyordu. Oysa bir süre önce iki-üç yüz gırtlaktan çıkan seste korkunç bir güç sezmişti.

Bu insanlar neden önemli sorunlar için de böyle bağırmıyorlardı!?


George Orwell - Bindokuzyüzseksendört isimli distopyasında geçen olayda ki gibi insanlarımız neden örgütlenemeyerek haklarının gasp edildiği, harcandığı, sömürüldüğü zamanlarda da gücünü kullanamıyor ?
İktidar sahiplerinin kendi egemenliklerini korumak için aldığı önlemlere bilinçsizce boyun eğen halk kırık dökük tencere için belki de daha çok kavga verecek!

27 Ağustos 2010 Cuma

Popülist Olmayınız!




Popüler kültürün bazı değerleri yok etmesi yada değerini düşürmesi boktan. Küçük İskender'in tiki edebiyatı yapan kesimce bu aralar ağızdan
düşürülmemesi bir anlamda mide bulandırıcı olabiliyor. O hikayelerdeki kötü karekter sensin aslında! Şimdiye kadar karşındakini sen "game over" hissine kaptırmışsın
suçlusun, o hikayedeki eyelpide sensin belkide yada kahperengine sahip kişilik senken nasıl olurda Küçük İskender fanı olup, ağızlardan düşürmemek başarılıyor.

Eller havayacılar, tiki veletler, Demet Akalıncılar, limonlu miller içiciler, sistemin önde bayrak sallayıcıları bi siktirin gidin!

Aman birde İskender'den sonra Disconnectus Eractus'a bulaşmayın zira mutlulukla tutunma eylemi içerisinde olduğunuzdan komik olur!

20 Ağustos 2010 Cuma

Ramazanda Bonus Günah Kampanyası

Ramazan ayı dolayısıyla bonus günah sistemi sanıyorum işlemeye başlamıştır artık. İçilen her damla alkol, hatta hatta normal su içmek bile bonus günah getiriyordur.
Alsancak ve orada pagos şarap içmenin günahı ise herhalde bonus + combonun combosu günah şekline girerekten günah kitabının sayfalarında yazıcak yer bile bırakmıyor
olabilir.

Konular hakkında çeşitli spekülasyonlar olsada örneğin oruçlu insanın karşısında birşey yemek günahtır diye söylenir fakat oruçlu insanın karşısında alkol içeren
birşey içildiğindede günahmıdır ? Öyleyse bu adamın canı alkol çekiyodur denilemez mi.. Her neyse sonuç olarak Ramazan ayı bonus günah ayıdır, cehennemde
bonus günahlarınızı bozdura bozdura harcamanız umuduyla! =)

6 Ağustos 2010 Cuma

Yönetilme - Henry David Thoreau Hakkında



Henry David Thoreau kimilerince anarşist görülen, kimilerine göre bir çevre düşkünü, kimilerine göreyse idealleri kendine zor geldiği için vazgeçen ABD'li düşünür.Thoreau Harvard mezunudur ve kendini devletin baskısı,sanayileşen toplumun özünden uzaklaşması, insanın doğadan tamamiyle kopmaya başlaması nedeniyle 2 yıl kadar doğayla iç içe kendi yaptığı kulubede tek yaşamayı tercih etmiştir. Topluma ve otoriteye eylemde aktif olmak anlamında bir karşı duruş olmasada önemlidir. Sivil itaatsizlik metni en bilinen eseridir ve bu yayınlandıktan sonra hükümet tarafından vergi ödemediği bahanesiyle bir süre tutuklanmıştır.


"kimsenin mülkü olmayacak,
kimsenin denetimine girmeyecek kadar;
ya da, bu dünyada,
herhangi bir egemen gücün
hizmetçisi
ve de aracı
olamayacak kadar yüce bir varlığım"



"bir sürü insanla kadife bir minderde oturacağıma, sadece bana ait olan bir balkabağının üstünde oturmayı tercih ederim."



"insanları haksız yere hapse atan bir yönetim altında dürüst bir insanın asıl yeri cezaevidir."



"Şu söze bütün yüreğimle katılıyorum: En iyi yönetim, en az yönetendir. Ancak kendilerini 'yönetimin tümüyle ortadan kalkması için uğraşanlar' olarak isimlendirenlerden farklı olarak, yönetimin ortaya çıkmasını istiyorum"




Günümüzde herkesin topluma yabancılaşma sorunu ve kentsel sorunlardan bahsettiğini biliyoruz. Ben , sen , o. En çok yönetilenlerde bizleriz bundan rahatsızlık
duysak bile, tasmalı düşünen hayvan olmaya devam ediyoruz. Düşünen ama uygulayamayan.

İğneyi başkasına çuvaldızı kendimize batırmalıyız ki acıyla kendimize gelebilelim.







"Kendimi şöyle bir devlet düşleyerek avutuyorum: Sonunda bütün insanlara karşı doğru olmayı gözeten, bireye sanki komşusuymuş gibi davranan bir devlet! Komşularıyla yurttaşlarının tüm ödevlerini yerine getiren bir avuç kişi, onun işlerine karışmaksızın ne de onunla kuşatılmaksızın kendisinden uzakta yaşayacak olursa, bunu kendi amacına aykırı saymayan bir devlet! Bu tür meyveler veren, bu meyvelerin olabildiğince çabuk olgunlaşıp dökülmeleri uğruna sıkıntı çeken bir devleti Böylesi bir oluşum daha yetkin daha parlak bir devletin yolunu açacaktır. Benim düşlediğim de bu işte. Gel gelelim henüz böylesi yok orta yerde"



Thoreau'nin bazı cümlelerinden de devletin yerine daha iyi bir devlet istediğide anlaşılabilir. Light devlet! Ama şüphe yok ki istedikleri aslında içerlerde
bir yerlerde herkesin istedikleri. Kaçıp kurtulma, yönetilmeme, özgürlük ve makinalaşmaktan uzaklaşıp azda olsa insanlığımıza yanaşmak.

10 Ocak 2010 Pazar

Tükenmeyen Kültür; OTOSTOP hakkında !


Ücretsiz yolculuk etmek, bir yerden bire yere beleş gitmek gibi bir tanımlamaya sahiptir otostop.
Genelde öğrencilerin yol parasından kısarak bu kıstığı parayı alkol, sigara ve eğlenceye aktarmasını sağlar otostop. Otostopta nasıl biriyle karşılaşacağınız,ne tür bir tepkiye maruz kalıcağınız tam bir soru işaretidir. Biraz maceraperestlik, biraz eğlencedir otostop aslında.
Kimi zaman otostop konusunda zirve yapmış, işin piri olmuş kişiler "klimalı araba gelsin ona otostop çekeyim", "bu eski rahat edilmez" gibi söylemlerde bilebulunabilmektedirler. Otostopta kimileri rahat yolculuk etmek için seçici olur, kimileri ise sadece varmak istediği yere en kısa sürede gitmek isteyerektraktör,kamyon,motosiklete bile otostop çekmektedir.

Otostopa alan insanların yüzdelikleri şu şekilde verilmiştir. (veriler bilimsel değil tecrübelere dayanmaktadır) =)


Alan insanların % 50 si siyasi yönden aşırı sol veya sağ olarak adlandırılabilir.
Bu durumda araç şöförüne (varsa içindeki diğer kişilere) bir göz atılır ve hemen bir kanıya varılmalıdır. Solcu olduğunu sezdiğiniz anda merhaba, selam gibibir kelimeyle giriş yapabilirsiniz. Yok eğer sağcı olarak analiz ettiyseniz selamun aleyküm gibi bir giriş yapmanız daha doğru olucaktır karşı tarafa ilk ondanmış gibi bir izlenimi bırakmanız açısından. Zaten bu %50 lik kısım hemen siyaset , toplumsal olaylardan konu açmaya çalışacaktır. Büyük ihtimallede kahve siyaseti yapıcaktırlar. Korkmayınız sizden çok daha az şey biliyor =) Siz duruma göre araç sahibine hak verir ve onaylarmış gibi davranmanız halinizdesizden iyisi yoktur o an için. Ters bir görüş bildirmeniz halinde kişinin size kıl olması durumunda araçtan indirilebilirsiniz.
%30 ' luk kısım ise muhabbet, geyik severgillerdir. Bu kişiler gülmek,güldürülmek,yeni insanları tanımaktan hoşlanırlar. Kamyon,tır şöförleri pazarlamacılarbu grubun önemli bir kısmını oluşturabilir. Devamlı araç üstünde olduklarından dolayı muhabbet ve eğlence aramaktadırlar, bir değişiklik olarak. Bu kişilerekarşı oldugunuz gibi olmalı ve her konuda kafanızdan geçenleri aktarmanız yolculuğun güzel geçmesi iyi olucaktır.
% 10 'luk kısım çıkarcıgillerdir. Bunlar ben bu kişiye yardım edeyim ilerde olurda karşılaşırız oda bana bir yardımcı olur diyen kesimdir. Bir erkeksenizve yanınızda bir yada daha fazla kız varsa çıkarcıgillerin yüzdelik dilimi artabilir. Ne tarafa gidiyorsun sorusundan sonra, oraya gelirsem beni misafir edersin artık. Bir kaç manita ayarlarsın gibisinden bir muhabbete doğru yol alabilir.
% 10 luk ve son kısım ise canı sıkkın, öylesine aldımcılardır. Kafasına esmiştir ve almıştır bir nedeni yoktur. Sadece anlık bir harekettir onlarınkisi.

Başka bir nokta ise otostopta güvenlik. Dediğimiz gibi nasıl ve kimlerle karşılaşacağımız belli değildir. Bu yüzdelik dilimlerin içinde hırsızıda çıkabilir,ruh hastasıda. Araç durdugunda ilk bakışta kişiden şüphelenirsek eğer binmeme gibi bir şansımızı kullanıp " ben oraya gitmiyorum" gibi bir yalandaatabiliriz. Sarhoşa mı denk geldik ? Çok tehlikeli araç kullanana mı ? Bu gibi durumlarda uygun bir yalan bulup hemen inmek en doğrusu olucaktır.
Unutmadan! Otostop en iyi tek kişi olarak çekilir. Bayansanız tek tehlikedir. Sizin karşı taraftan şüpheleriniz olduğu gibi karşı tarafında sizden şüphelerivardır. Bir zamandan sonra otostop çekmek ilk başta bir fobiyken alıştıktan sonra hobiye dönüşebilir aman dikkat, tabi tedbiri elden bırakmamak kaydıyla.