5 Şubat 2010 Cuma

Nekromantik




1988 yapım olan Nekromantik filminden bahsedicem. Film bazı kesimlerce kült film olarak anılmaktadır. Senaryo itibariyle farklı bir film görüntüsü vardır ,oyunculuklar ise çok iyi denilemez.

Filmde konu alınan olay nekrofili yani ölü insanlardan veya organlarından cinsel anlamda hoşlantı, ölü sevicilik. İnsan psikolojisini tahribe uğraması sonucu ne gibi sonuçlar ortaya çıkabilceğini anlatmaya çalışmış film. Çocugun küçüklüğünde bir olaydan etkinmesi üzerine ileride yaşadığı bozuk psikolojiyi anlatıyor. Ana karakter hastane morgunda çalışan ve nekrofilik düşünceler içerisinde olan bir kişi. Hastaneden kimi zaman ölen insanların organlarını veya cesetlerin tümünü kaçıraraktan onlarla ilişkiye girmektedir. Filmin sonunda ise bunu yenmek için normal bir bayanla ilişkiye girmeyi dener ama başaramaz bunun sonucu karşısında ki insanıda öldürür. Kendini düzeltmeye çalışma denemelerine rağmen asla başaramayacaktır, kendini öldürmesiyle film son bulur.

Film korku türünü çok içermiyor, bazı sahnelerde aşırı iğrenmeler olabilir. Bazı film otoritelerince en rahatsız edici, iğrenç filmler arasında. Günümüz teknolojisine göre bazı ölüm ve kan sahneleri çok basit gözükebilir. Unutmamak
gerekir her olay bir sonuç doğurur.

3 Şubat 2010 Çarşamba

Avatar



Avatar filmi hakkinda bir kac sey soylemek isterim... Kesinlikle odulu hak etmeyen bir film. Oyle goruluyor ki Oscarida alacak, ve ben bir kez daha hak etmedigini soyliyecegim... Ozellikle Avatar ve 2012 filmlerini izledikten sonra, 2010 yilinda gosterime girmis ve teknolojinin icine edildigi iki sinema filmi diyebilirim. Cames Cameron 14 yil o zaman teknoloji yokmus... Film 500 Milyon dolara cekilmiş vs.. kulahima anlatsin onlari... kamerasindan tutan mi vardi cekseydi baska film. Titanic ten 14 yil film cekmeyip ortaya bu kadar basit bir senaryosu olan film cikarmak tam anlamiyla hayal kirikligi olsa gerek...Avatari sinemda 3d gozluklerini takip, teknoloji gormemeisler gibi filmden cikanlar sunu iyi bilsinler ki sinema sadece uc bes görsel efekt degildir. Avatarin senaryosu berbattir, hikayesi basiti gecemeyecek kadar klisedir. Oyunculuk diye birsey yok filmde zaten. 500 milyon dolari tamamen kullanilan teknolojiye yatirmislar... Matrix bilim-kurgu dunyasinda devrim yaratan filmlerdendir oysa avatar basit hikayesi, berbat oyunculari , yerli yersiz efektleri ile kesinlikle 10 uzerinde 6 yi gecemeyecek bir filmdir. Kaldiki filmde kullanilan teknoloji Cmes abimizin evinde urettigi bir sey degil, milyar dolarlik film sirketlerinin katkilariyla oluyorbu filmler. Medya filmi sisirdikce sisiriyor bunu hep yapiyorlar. Sinemayi pazar gunleri eglenecek yeri zannedenler fantastik dijital-techno filmlerini izlerken biraz sinema eleştirisi yapmasini ogrenseler cok guzel olcak... Velhasil diyecegim film geregindne fazla abartilmistir bunu bir kac yil sorna cok daha iyi anlaaycaksiniz çünkü ayni teknoloji ile , cok daha iyi hikayesi ve oyunculugu olan filmler ciktiginda avatarin ne kadar basit oldugunu goreceksiniz.

Selçuk Avcı

1 Şubat 2010 Pazartesi

Mulholland Drive

Oncelikle David Lynch`nin film tarzindan bahsederek konuya girmek isterim. Sinema sanatının belki de en karmaşık figürlerinden, kara filmlerin ustası, yoldan çıkmış karakterlerle dolu filmlerin yönetmeni David Lynch , filmlerinde simgelere, ruya-gercek ve gercek ustu olaylara yervermektedir. David Lynch nin bir cok filminde , filmi giris –gelisme ve sonuc uclusune dayandirmaya calismak yapilacak en buyuk hatalardan birisidir. David Lynch Hesapli ve amaclidir buna karsilik ``anlam`` onun dikte ettigi, uzerinde direttigi bir son nokta degildir. Lynch filmlerinde ``amac`` filmin verdigi mesaji anlamaya calismak olmamali , aksine filmdeki duygusal butunlugu hissetmek olmalidir.

Kendi Ağzından

"Herşeyin ne anlama geldiğini ya da nasıl yorumlanacağını bilmemek daha iyidir, çünkü aksi takdirde olayları kendi akışına bırakmaya korkarsınız. Psikoloji, gizemi ve büyü niteliğini yok eder. Anlamlardan konuşmak beni çok rahatsız ediyor. Çünkü anlam çok kişisel birşeydir ve herkese göre değişir..."

"Gizemi ve bilinmeyeni severim; neler olup bittiğini bilemediğim için karanlık ortamları da… Dış görünüşün altında bir şeyler saklı olduğu fikrinden hoşlanıyorum ve sanırım insanlar bilmedikleri bir şeyi veya daha önce hiç bulunmadıkları bir yeri seyretmeyi seviyorlar."

David Lynch filmleri uzerine 10 kavram

1 – Simgesel/Objesel Anlatim
2 – Ruya – Hayal ve Gercek uclemesi
3 – Zaman unsurunun farkli sekilde kullanilmasi veya hic kullanilmamasi
4 – Sarisin ve esmer kiz ikilemi
5 – Farkli muzik tarzi
6 – Anlam karmasasi
7 – Fetisizm
8 – Sex
9 – Rahatsiz edici temalar
10 – Kurgusal Zeka

Gelelim Mullholand Drive Filmine

Filmde Rita yani esmer kiz, Silencioda (operada) Betty`den aldigi mavi kutuyu evde acmasina kadar olan bolum Betty`nin yani sarisin kizin ruyasidir. Bunu anlmanin en kolay yolu filmin daha yazilari dahi cikmadan sarki soyleyen kizlar dans eden kizlar ve erkekler den hemen sonraki sahnede carsafin altinda uyuyan birisin nefes alislarindan anliyoruz. Bu arada sunu belirtim Ruyayi goren kisi Diane Selwyn dir. Diane ruyasinda kendini Betty olarak adlandiriyor. Kutu acildiktan sonraki bolumlerde gorduklerimizse Betty`nin daha dogrusu Diane nin gercek hayatidir. Diana Hollwood`a unlu olmaya gelmis ve film secmelerine katilmis ama basarili olamamis, Filmde istedigi rolu Camilla almis; ( Diane ruyasinda Camilla`yi Rita olarak adlandiriyor) orda arkadas olmuslar; bu arkadaslik tabi ilerlemis anladigimiz kadariyla bi lezbiyen iliskiye donusmus. Ayni zamanda Dianne esmer kiza gercektende duygusal olarak baglanmistir. Daha sonra asik oldugu Camilla yakaladigi basariyla birlikte yonetmen Adam Kesher`le cikmaya baslamis. Bu olayi icine sindiremeyen basarisiz kiz Diane bunalima girmis. Zaten odasinda depresyonda ki ve surekli yatakta olmasinin ve bundan dolayida ruya gormesinin sebebi bundandir. Daha sonra Camilla`yi oldurtmek icin bi adam tutmus. ( Koridordaki adami , sisman kizi ve odadaki adami olduren sarisin adam , Diane`nin tuttugu katildir.) Bu katile daha sonra bir cafede Diane ile konusurken rastliyacagiz ve cafede calisan kizin ismide Betty dir, ruyasinda kendini Betty olarak gormesenin sebebide bundan dolayidir. Bu isim bilinc altina yerlesmis ve ruyasinda kendisinii Betty olarak adlandirmasnin sebebide bundan dolayidir.

Katille bulustugu sahnede, kiralanan adam isi bitirdiginde mavi anahtarini Diana`ya bi sekilde ulastiracagini soyluyor. Filmin son sahnesinde Diana mavi anahtari sehpasinda gorup Camillanin oldugunu anliyor ve intihar ediyor...


1 - Diane ruyasinda koseden cikan gorile benzer bir sey goruyor, bunun sebebi gercek hayatta o cafede gordugu adamin yuzunden kaynaklaniyor, bilinc altina yerlesen bu adamin yuzu ruyasinda kotu bir varlik olarak gorunuyor. Sonucta ruyalar kendi istegimiz dogrultusunda gerceklesmedigi icin beynimizi bizi istedigi sekilde yonlendiriyor.

2 - Bir baska ayrinti ise Diane`nin ruyasinda calan telefona ve sigara ile dolu kul tablasina dikkat ediyoruz. Ayni telefon ve kul tablasi alsinda gercekte kendi odasinda bulunan telefon ve kul tablasidir yine bu objeler bilinc altina yerlestigi icin , ruyasinda telefon gordugunde bilinc altina yerlesmis olan telefonu yani kendi odasindaki telefonu goruyor.

3 – Bir baska cozumleme ise ruyasinda halasi olarak gordugu kisi aslinda Adam Kesher`in annesidir. Gercek hayattaki tanidiklarini ruyasinda farkli karakterlere burunmus olarak goruyor. Katilin ( ruyasindaki uzun sacli sarisin adam) mavi anahtarini Rita`nin cantasindan cikan bicimsiz anahtar seklinde ya da yonetmenin evinde kahve icerken gordugu adami ruyasinda kahveyi mendile tukuren adam seklinde goruyor.

4 – Rita`nin cantasindaki para ( ruya ) aslinda Diana`nin katile verdigi paradir.(Gercek)

5 – Rita`nin acmis oldugu mavi kutu ruya ile gercek arsindaki zamani temsil ediyor. Rita kutuyu acmasi, Diana`nin uykudan uyanmasina sebebiyet veriyor. Mavi kutuyu bir nevi ruyadan gercege gecis oalrak dusunmek lazim. Zaten dikkat edersek kamera mavi kutunun icine giriyor mavi kutu dusuyor ve bir sonraki sahnede yok oluyor . Kutunun gorundugu sahne hala ruya , kutu sahneden ciktigi andan sonra Dianna`nin gercek yasadiklaridir. Fakat tam ruyadan uyanis bolumu oldugu icin o sirada hala gidip gelmeler olur., Ornegin Sapkali kovboyun gorunmesi gibi….

6 – Komsulari, Diane kapiyi actiktan sonra seni iki dedektif sordu diyor. Burada onu gercektende iki dedektif sormus olabilir, Diane bu olayi ruyasin da kendisi ve Rita`nin komsularina gidisi olarak goruyor. Ayrica cok ince bir ayrintida sudur; filmde Diane`nin gercek hayatta yasadiklari o anda gerceklesmiyor , yasanmis bitmis bir olay bize gosteriliyor. Yani Diane , Camilla`ya asik olmus, olaylar yasanmis, katil tutulmus, dedektif Diane`yi sormus … , bu olaylar yasanmis sonra Diane bunalimda oldugu bir zamanda yatagina yatip ruya gormustur.

7 – Kazanin gerceklestigi yere dikkat edelim.. Kaza yapilan yere dikkat edersek , gercek hayatta Diane burada bir Party ye ( Adam ve Rita`nin evliliklerini aciklayacaklari yer ) onlarinin evliligi , Diane icin kotu bir seyi temsil etmesi gerekli, bunu da ruyasinda kaza olarak goruyor. Ruyasinda Rita orada kaza yapiyor ama gercekte kendisi orada bir partiye ( onun icin kotu bir sey) gidiyor. Ve o partide ruyasinda gordugu karakterleri arkada yururken hayal ediyor. Yani bu party de, ( ruyasinin etkisinde kaldigi icin) bazi karakterleri aslinda ruyasinda kendini ve Camilla`yi ya da digerlerini olmasini istedigi sekilde gorur. Partide arkadan gecen kovboy bunu cok guzel sekilde acikliyor.


Sonuc olarak gercek hayatta Camilla`ya karsi yenilgisini ruyada bi galibiyete ceviriyor. Bununla birlikte gercek hayatta Camilla`nin secildigi filmin secmelerinde basarisiz olmasini sanki bu isin arkasinda kendisine yani Diane komplo kuran buyuk gucler varmis gibi algiliyor. Ruyasinda da mafya vari insanlar, telefon konusmalarini kendi lehine cikacagi sekilde goruyor. Yani gercek hayatta rolu kaybetmis, bunu ruyasinda kazanmis sekilde goruyor.


Hazırlayan Selçuk AVCI'ya teşekkürler

30 Ocak 2010 Cumartesi

Funny Games

Michael Haneke'nin sanat işkence yapılmış ev kitleler yıldır, ama gizlenmiş son başarısı ona bir şans kitleler onun çatışmacı gerilim testi izin verdi. Sonuç Bu İngilizce dil onun 1.997 anti-remake sömürü filmi Funny Games, A-list cast ve büyük stüdyo desteğiyle tamamlandı. Her ne kadar filmin fikir olarak da ilk kez edildi etrafında hala güçlü, Funny Games muhtemelen çok disorienting ve kelime-of-ana kabulü için ağız onayı gerekli kazanmak için rahatsız edici.

Naomi Watts ve Tim Roth olan yatçılık tatil Paul (Michael Pitt) ve Peter (Brady Corbet), sadist bir misyonu iki genç nihilistler tarafından güvenlik ailenin kendini beğenmiş duygusunu yok etmek için kesilirse rahat çift oynarlar. Saldırganlar 'sinsi ve sonunda aşağılanma ve yıkımı bir yorucu çılgınlığı içine geliştirmek zihin oyunları ızdıraplı. Olarak Haneke kendi hileler oynamak zorunda Ama Peter ve Paul sadece onlar oyun oynarken, değildir: karakterler doğrudan sahneler 'vardır Rewound bize ve şiddet önemli anları önünde yer take off ekran izleyici adresi. Haneke'nin niyeti mainstream sinemanın sorumsuz güç bizim suç, medya bizi sarsıla sarsıla gitme-uyuşma indüklenen tarafından kendi kitleye ikaz etmektir.

"Tim Roth ve Naomi Watts sahtesini kendilerini"

Ise orijinal film, türün Sözleşmenin beklentileri ile toyed, bu bize aktörler hakkındaki varsayımları incelemek yapar. Bunu iyice ve beklenmedik bir şekilde kendilerini küçük düşürmek, Tim Roth ve Naomi Watts izlemek, ama büyüleyici's onların aşinalık da ilk film olan elde rahatsız edici, yabancı atmosfer azaltır. Bu Funny Games commoditised şiddet kitle reddedilmesi, Haneke'nin sonunda istediği, ama o sadece birkaç dolaşıp multiplex masum terör için memnun olacaksınız duygu almak isteyecektir düşüktür.

Komik Oyunlar dışarı İngiltere'de 4 Nisan 2008 üzerindedir.

Uzak




Her karesinde güzel görüntüler barındıran fakat az diyalog üzerine kurulmuş bir film Uzak. Köyünden İstanbul'a kuzenin yanına iş bulmak için gelen bir adam ve İstanbul'da fotoğrafçılıktan para kazanarak geçimini sağlamaya çalışan bir adamın hikayesi. Nuri Bilge Ceylan acaba bu filmde kendini mi anlatıyor her iki karakterle birlikte ?

Köyde iş olanakları kısıtlı ve yoksulluk varoluşunun tek çözümü acaba İstanbul'a gelmekmidir ? Filmde insanların başkalaşımı üzerine kurulu bir yapı var. Köy ve kent yaşantısı arasında ki kopukluklar ve hayata tutunmanın aslında hiçte kolay olmadığı. İnsanlar arasında kopukluklar olsada yaşam şartları ve gelişimleri, kültürleri her birşeyleri farklı olsada yalnızlık, ulaşılmak istenen hayallerin olması ve hayatın insanlara karşı bir cephe alması .

Film 2002 Yılında Cannes film festivalinde büyük juri ödülünü ve en iyi erkek oyuncu ödülkerine layık görüldü.

29 Ocak 2010 Cuma

Eyvah Eyvah



Senaryosunu Ata Demirer'in yazdığı Eyvah Eyvah filmi 26 Şubat'ta gösterime giricek.

Ata Demirer ayrıca filmin başrol oyuncusu. Demet Akbağ'da oyuncular arasında, az ama öz projede yer alan Demet Akbağ bu filmin izlenmesine olumlu yönde etki edicektir. Filmin çekimleri ise Bozcaada ve Çanakkale' Geyikli'nin yanı sıra İstanbul'da çekildi. Kasabasında klarnet ile uğraşan Hüseyin bir yolculuğa çıkmak zorunda kalıcaktır ve film bu yolculukla başlayan olayları konu alıyor.

Ata Demirer Hangi Projelerde Yer Aldı ?

Osmanlı Cumhuriyeti - Padişah 7. Osman rolünde
Kısık Ateşte 15 Dakika - Güngör rolünde
Neredesin Firuze - Hamit Hayran rolünde
Vizontele Tuuba Telekutucu rolünde


(Güncelenicektir)

Stalker !




Stalker ; İz sürücü , şair ve bilim adamının yasak bölgeye olan yolculuğunu anlatan bir film. Merak, gizem ve bazı sahnelerde gerilimin artarak ilerliyor. Derin felsefik içeriğin üst düzey görsellikle harmanlanışı.

İnsanın iç dünyasında ki inanış, umut ve umutsuzluğa olan yolculuk. Kimi zaman en güçlü olunsada en güçsüz olana olan muhtaçlığın mecburiyeti. İnsanoğlunun yücelmek için ölümü bile göze alabilmesi. İnançların boşa çıkabilmesi sonucu büyük çöküntüler yaşanması.Gerçek mutluluğu,hakikatı bulmak istemenin uzun ve zor bir yoldan geçmesi. Peki ya gerçekten gerçek mutluluk yok ise ?

Andrei Tarkovsky bu filminde çok şanssızlıklar yaşamasına rağmen ikinci kez filmi çekmiş ve yaşadığı şanssızlıklara rağmen bu kalp krizi geçirmeside dahil bu filmi tamamlamıştır.

Yoruma oldukça açık her açıdan çok farklı anlamlar çıkarılabilicek bir film.


(Güncellenebilir)

27 Ocak 2010 Çarşamba

Kız Kardeşim Mommo



İzleyicinin yüreğinde kanatan bir yapım mommo. Annelerinin ölümünden sonra babaları tarafından terk edilmiş iki kardeşin hüzünlü hikayesi. Filme gerçek bir hikayeden esinlenilmiş.

Tüm masumiyetleriyle birbirine bağlı iki kardeş. Başka bir kadınla evlenen ve çocuklarını eşinin baskısıyla terk eden duygusuz bir baba.Hayatın zoraki öğrettikleri olur bazen insana. Terk edilmişlikte küçük yaşta iki kardeşe öğrenmeyi öğretiyor. Eski Türk filmleri tadında bir film aslında insanın yüregine bıçak saplayan filmler olurdu ya onlardan kız kardeşim mommo.Sevgiye , ilgiye ve çocuk olmanın getirdiği bir çikolata, bir gofretin yoksunluğunu yaşayan iki kardeş.

En vurucu cümle ise filmde şu oluyor; Ayşe: "dede sen evlenecen mi?", Ahmet: " dede sen evlenırsen bız nere gıtcez?" Dedeleri tarafından bakılmaya çalışırlar bir süre. Sonra ise küçük kız kardeş başka diyarlara gitmek zorunda kalır.Acımasız hayata; final sahnesiyle birlikte rahmet rahmet lanet yağdırmak isteyenlere!


Güncellenecektir